TÜBERKÜLOZ TEDAVİSİNİN iLKELERİ
Dr.Haluk Celalettin Çalışır ,Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs
Cerrahisi Merkezi/Ankara
Tüberküloz hastalığı Mycobacterium tuberculosis'in neden
olduğu bir enfeksiyöz hastalıktır. Tüm organları tutabilmesine
karşın, tüberküloz denildiğinde daha çok akciğer tüberkülozu
hatta, Yayma Pozitif Akciğer Tüberkülozu akla gelmektedir.
Aslında böyle bir çağrışım, hastalığın sadece bireyi değil,
toplumu ilgilendiren bir sorun olmasından kaynaklanmaktadır.
Yayma pozitif akciğer tüberkülozlu vakalar hastalığı sağlam
kişilere bulaştırarak toplum içinde yayılmasına neden
olmaktadırlar. İnsandan insana hastalığın bulaşması en çok bu
yolla olmaktadır. Diğer bulaşma şekilleri ise, otopsi
teknisyenlerinde ve tüberküloz bakteriyolojisi laboratuvarında
çalışanlarda, yapılan işlemler sırasında oluşan aerosoller
aracılığı ile olmaktadır.
Bakteriler ile oluşan enfeksiyöz hastalıkların tedavisinde
antibiyotikler kullanılmaktadır. Gram negatif ve Gram pozitif
olarak kabaca iki gruba ayrılan patojen bakteri topluluğunun
çeşitli üyeleri ile oluşan hastalıklarda günümüzde bulunan
modern antibiyotiklerin sayesinde GÜNLER ile ifade edilen bir
süreçte tedavi olanağı bulunmaktadır. Üstelik hastalığın çıktığı
organ ya da sistemde en sık hastalık yapan mikroorganizmalara
göre, ampirik ilaç seçiminde isabetli davranıldığı takdirde, tek
bir antibiyotik kullanılması ile hızla cevap alınmaktadır.
Tüberküloz hastalığının tedavisine baktığımızda ise, BİRDEN
fazla ilacın AYLAR ile ifade edilen bir süreyle kullanılması
gerektiği görülmektedir.
Tüberküloz tedavisini diğer enfeksiyon hastalıklarının
tedavisinden ayıran özellikler nelerdir?
Mycobacterium tuberculosis'in neden olduğu hastalığın diğer
bakterilerin neden olduğu hastalıklardan ayıran önemli birkaç
özellik bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla incelenirse:
1- Tüberküloz basilinin metabolik özellikleri:
Mycobacterium tuberculosis yavaş üreyen, Gram pozitif boyanma
özelliğine sahip, zorunlu aerob, basil şeklinde bir
mikroorganizmadır.1
En iyi Parsiyel oksijen basıncının 100-140 mmHg olduğu, % 5 CO2
varlığında fizyolojik pH'da (7.40) kolayca çoğalabilmektedir.2
Bu koşulları en iyi sağlayan yer, yüksek oksijen içeriği ve
hafif alkali pH'sı ile akciğer kaviteleridir. Tüberküloz
basilleri kavite duvarlarında çok aktif ve hızla
çoğalabilmektedirler.
Tüberküloz basilleri diğer bakterilere oranla daha yavaş
çoğalmaktadır. Örneğin E coli 20 dakikada bölünebilirken,
tüberküloz basilinde bu süre 20 saate çıkmaktadır. Değişik
metabolik koşullarda üreme hızı daha da yavaşlayabilmektedir.
Hatta uzun yıllar hiçbir metabolik aktivite göstermeden dormant
olarak kalabilmektedir.3 Bu durum kliniğe, tüberküloz
lezyonlarının kısa sürede sterilize edilememesini getirmektedir.
Bir başka söyleyişle, lezyonların basilden sterilize
edilebilmesi için uzun süre ile ilaç kullanılması gerekmektedir.
Aynı zamanda basilin tüberküloz ilaçlarına verdiği cevabı da
değiştirmektedir.
1985 yılında Mitchison, özel bakteri populasyonları teorisini
ileri sürmüştür.4 Bu günkü modern tedavi prensiplerinin temelini
oluşturan bu teoriye göre, bir lezyonda 4 değişik metabolik
aktivetede basil toplulukları bulunmaktadır.
1- A Grubu:En büyük bakteriyel populasyon kavite duvarlarında
ekstrasellüler olarak bulunmaktadır. Basiller sayıca çok
oldukları gibi, metabolik olarak ta aktif durumdadırlar. Kaviter
bir lezyonda 1 Milyar civarında basil bulunduğu ileri
sürülmektedir. Kavite bronş ile ilişkili olup, bronşial
sekresyonlar aracılığıyla, öksürük, konuşma v.b. faaliyetler
sonucunda bol miktarda bakterinin etrafa bulaşmasında önemli rol
oynamaktadır. Tüberküloz kemoterapisinin önemli hedeflerinden
birisi bu bakteri topluluğudur. Tedavi başlangıcında çok sayıda
basilin yok edilmesi olarak ifade edilen bu etki Erken
Bakterisidal Aktivite olarak adlandırılmaktadır ve etkin bir
tüberküloz ilacında bulunması beklenen bir özelliktir. Bakteri
sayısının çok fazla olması, çeşitli ilaçlara dirençli mutant
suşların bulunma olasılığını da artırmaktadır. Bu nedenle
tedavinin yapıldığı bölgenin epidemiyolojik özelliğine göre
başlangıç rejimleri düzenlenmelidir. (Primer H direncinin %
4'den fazla olduğu ülkelerde tedaviye 4 ilaç ile
başlanılmalıdır.5
2-C Grubu: İkinci büyük populasyon 100 ile 10 000 arasında basil
içeren kapalı kazeöz odaklardır. Tüberküloz tedavisinin en
önemli hedeflerinden birisidir. Bu odaklarda pH nötraldir. Ancak
oksijen konsantrasyonu düşüktür. Bu nedenle bakteriyel çoğalma
çok yavaştır. Yarı dormant durumda bulunan basiller, zaman zaman
aktif hale geçmektedirler. Tüberküloz tedavisinin AYLAR ile
ifade edilen sürelerde kullanılmasının nedeni bu grup bakteri
populasyonudur.3 Kapalı kazeöz odaklarda bulunan basillerin yok
edilmesi iyi bir tüberküloz ilacından beklenen diğer bir etkidir
ve Sterilizan Aktivite olarak adlandırılır. En önemli sterilizan
etkili ilaç Rifampisin'dir.
3- B Grubu: 10 000 ile 100 000 arasında basil içeren bir diğer
bakteri populasyonu ise intrasellüler asid ortamda yerleşmiş
basil topluluğudur. Sadece hücre içinde değil, aynı zamanda
inflamasyonun olduğu dokularda da basiller bulunabilmektedir.6
Bu grup basillerde yarı dormant metabolik aktivite gösterirler.
En etkili ilaç Pirazinamid'tir. Bu grubun yok edilmesi de
sterilizan aktivite olarak adlandırılır. C ve B grubu basillerin
elimine edilememesi yani, sterilizasyonun sağlanamaması klinikte
relapslara neden olmaktadır.2
4- D Grubu: Bu grupta çok az basil bulunmaktadır ve gerçekten
dormant durumdadırlar. Bu gruba etkili bir ilaç bulunmamaktadır.
Tüberküloz basilinin bir başka metabolik özelliği ise,
organizmada inflamatuvar hücrelerden salınan hidrolitik
enzimlerden, toksik oksijen radikallerinden ve nitrik oksit
ürünlerinin hasarlayıcı etkilerine karşı korunabilmesidir.
2- Basil topluluğunda yüksek oranda spontan mutasyon ortaya
çıkması:
Bir basil topluluğunda, ilaç kullanımından bağımsız olarak her
ilaca karşı dirençli basiller bulunmaktadır. Evrimsel gelişmenin
hatta canlılık kavramının en temel özelliklerinden birisi olan
mutasyon 7, tüm canlılarda olduğu gibi tüberküloz basilinin
genetik materyalinde de ortaya çıkmaktadır. Bu mutasyonlar eğer,
ilaçların etki ettiği metabolik bir süreci kodlayan gen üzerinde
olursa, basil o ilaç ile karşılaştığında, ilacın basil üzerinde
yapacağı etkilerden korunmuş olacaktır. Mutant hale gelmiş bu
basilden türeyen tüm diğer kuşaklar o ilacın etkilerine karşı
duyarsız, yani dirençli olmaktadır.
Örneğin İsoniazid(H) direncinde oluşan mekanizmalardan birisi şu
şekilde ortaya çıkmaktadır. Temelde bir prodrug olan H, etki
gösterebilmesi için, bakteri içine alındıktan sonra aktive
edilmesi gerekmektedir. Bakteride bulunan Katalaz enzimi ile
aktif hale geçen H, bakterinin mikolik asit sentezini inhibe
ederek etkisini göstermektedir. Spontan olarak bakteri DNA'sı
üzerinde oluşan mutasyonlar katalaz enzimini yapılmasını
kodlayan gende (katG) ortaya çıkmışsa, bakteride katalaz enzimi
sentezlenememektedir. Bu bakteri ve ondan türeyen diğer kuşaklar
H ile karşılaştığında, ilacı aktif hale getiremiyeceklerdir.
Dolayısı ile H etkisini göstermeyecektir. katG genindeki defekt
H direncindeki mekanizmalardan sadece birisidir. Her ilaca karşı
dirençte genetik materyalde benzer, etki olarak değişik
mekanizmalar söz konusudur. 8 Moleküler düzeyde tek bir
bakteride ortaya çıkan mutasyonun, basil topluluğu gibi
milyonlar ile ifade edilen bir topluluk içerisinde matematiksel
olasılıklar ile gerçekleşmektedir. Örneğin ilaç ile
karşılaşmamış bir bakteri topluluğunda H'ye karşı dirençli bir
mutantın ortaya çıkma olasılığı 10-6 civarındadır. Başka bir
deyişle, 1 milyon basil bulunan bir toplulukta sadece bir adet H
direnci olan basil bulunmaktadır. Bu basil topluluğu H ile
karşılaştığında 1 tane dirençli mutant basil dışındaki tüm basil
yok olacak, ancak dirençli olan tek bir basil yaşamaya devam
edecektir. Çoğalmaya devam eden bu dirençli basil, bir süre
sonra milyonlar ile ifade edilen sayılara ulaşarak lezyona
egemen hale gelecektir. 1 milyar basil bulunan bir kaviter
lezyonda, 1 000 ile 10 000 adet arasında tek bir ilaca dirençli
basil bulunabilmektedir. Burada unutulmaması gereken nokta, sözü
edilen dirençli basilllerin henüz ilaç tedavisi başlanmamış bir
hastada, tedavinin başlangıcında bulunmasıdır. Her ilacın
kendisine ait bir direnç mekanizması olmasına karşın, diğer
ilaçlara karşı gelişen dirençten bağımsız olması çok önemli bir
noktadır. Örneğin H direnci gösteren bir basil, diğer tüberküloz
ilaçlarına karşı duyarlıdır. Durumu bir örnek ile açıklarsak;
Bir lezyonda 1 milyon basil olduğunu varsayalım. Bu toplulukta 1
adet H direnci olan basil 999 999 adet de H'ye duyarlı basil
bulunacaktır. Bu hastaya H ve R birlikte verildiğinde H duyarlı
basilleri yok ederken, tek bir tane basile R etki ederek onu yok
etmekte böylece, dirençli basilin seçilerek lezyona egemen hale
gelmesi önlenmektedir. Tüberküloz tedavisinde birden fazla ilaç
kullanılması nedenlerinden birisi budur. Bir ilaca karşı spontan
mutasyon gelişme olasılığının az olması, birlikte kullanıldığı
diğer ilaçlara direnç gelişmesini önleyeceği anlamına
gelmektedir ki, iyi bir tüberküloz ilacından beklenen
özelliklerden birisi Direnç Gelişimini Önleyici Etki' dir.
Bazı ilaçlara karşı spontan direnç gelişme olasılıkları:9
İsoniazid 10-6
Rifampisin 10-8
Etambutol 10-6
Streptomisin 10-5
3- Tüberküloz İlaçları:
Yukarda anlatılan nedenlerden dolayı, iyi bir tüberküloz
ilacından 3 tür etki beklenmektedir.
1-Erken bakterisidal aktivite: Bu etki ile tedavinin
başlangıcında çok sayıda basilin yok edilmesi amaçlanır. Basil
sayısının azaltılması hastalıkla ilgili klinik yakınma ve
bulguların gerilemesine yol açmakta, mortaliteyi azaltmakta,
aynı zamanda dirençli mutantların ortaya çıkış olasılığı
azaltılmaktadır.
2- Sterilizan aktivite: Bu etki ile, basil sayısı azaltılmış bir
konakta, görece daha küçük odaklarda, yavaş metabolik aktivite
gösteren basillerin yok edilmesi amaçlanmaktadır. R ve
Pirazinamid içermiyen H,S,PAS dan oluşan rejimlerde
sterilizasyon 18-24 ay gibi süre ile ilaç verilerek sağlanmakta
idi. Ancak R ve P'nin rejimlere girmesi ile tedavi süresi 6 aya
kadar kısalabilmiştir. Tablo 1' den de görülebileceği gibi R ve
P en güçlü sterilizan etkisi olan ilaçlardır.
3- Direnç gelişimini önleyici etki: Bir ilaca karşı dirençli
mutant gelişme olasılığı ne kadar az ise, o ilacın direnç
gelişimini önleyici etkisi o kadar güçlüdür.
Etkili tüberküloz ilaçlarında yukarda sözü edilen her üç etki
değişik derecelerde bulunmaktadır.
Tüberküloz ilaçlarının çeşitli etkileri Tablo 1'de
izlenmektedir.
| Etki |
Erken
Rezistans Gelişimini Önleme |
Bakterisidal
Aktivite |
Sterilizan
Aktivite |
| Yüksek
|
İsoniazid
|
İsoniazid
|
Rifampisin |
| |
Rifampisin |
Etambutol
|
Pirazinamid |
| |
Etambutol |
Rifampisin |
İsoniazid |
| |
Streptomisin |
Streptomisin |
Streptomisin |
| |
Pirazinamid |
Pirazinamid
|
Thiacetazone |
| Düşük
|
Thiacetazone |
Thiacetazone
|
Etambutol |
Tablo A: Tüberküloz İlaçlarının Aktivite Dereceleri (4)
Tüberküloz Tedavisinin Temelleri:
· Kısa sürede balgam kültürlerini negatife çevirmek.
· Rezistans Gelişmesini Önlemek.
· Relaps olmadan tam olarak tedaviyi (kür) sağlamak.
· Toplumu enfeksiyondan korumak.
Buraya kadar anlatılanlar ışığında tüberküloz tedavisinin temel
noktaları anlatılmaya çalışılmıştır. Tüberküloz tedavisinin
amaçları şu şekilde özetlenebilir.
1-Kısa sürede balgam kültürlerini negatife çevirmek.
2-Rezistans Gelişmesini Önlemek.
3-Relaps olmadan tam olarak tedaviyi (kür) sağlamak.
4-Toplumu enfeksiyondan korumak.
Bu amaçlara ulaşmak için, birden fazla ilaç ( 4 birinci sıra
ilaç: İsoniazid, Rifampisin, Pirazinamid, Etambutol ya da
Streptomisin) ile uzun süre (6 ay) tedavi gerekmektedir.
Rifampisin ve Pirazinamid en güçlü sterilizan ilaçlardır ve iki
farklı yarı dorman bakteri topluluğuna etkili olmaktadırlar. Bu
nedenle tüberküloz tedavisinin bu önemli iki ilacı tedavinin
olmazsa olmaz komponentidir.
Etkin bir tüberküloz tedavisi iki fazdan oluşmalıdır. Bunlar:
1-Başlangıç Fazı:
Başlangıç Fazı
Erken Bakterisidal Aktivite
Direnç Gelişimini Önleyici Etki
Hedefi çok sayıda, aktif olarak çoğalan basillerdir. Tedavinin
bu fazında yapılacak ilaç kombinasyonlarında Erken Bakterisidal
Aktivite ve Direnç Gelişimini Önleyici Etki ön planda
tutulmalıdır. Başlangıç fazında uygun tedavi kombinasyonları
oluşturamamak, ya da düzensiz ilaç kullanımı Tedavi Yetmezliği (Failure=
Tedavinin 5.nci ayında balgam yaymalarında basil gösterilmesi.
Hastanın kullanılan ilaçlardan yarar görmeyeceği anlamına gelir.
Bu hastalarda genellikle Çok İlaca Dirençli Tüberküloz söz
konusudur.) gelişmesine neden olur. Bir ülkede primer İsoniazid
direnci % 4'ün üzerinde olduğu zaman, yeni vakaların
tedavilerine 4 ilaç ile başlanılmalıdır.10 Bu ilaçlar İsoniazid,
Rifampisin, Pirazinamid, Etambutol ya da Streptomisindir.11, 12
Süre 2 aydır.
2-İdame Fazı
İdame Fazı
Sterilizan Aktivite
Hedef: Yarı dormant durumdaki basillerdir. Bu fazda Sterilizan
Etkili ilaçlar kullanılmalıdır. Tedavinin bu fazında kullanılan
ilaçların yetersiz kalması veya düzensiz ilaç kullanımı,
Relapslara neden olabilir. Bu durumda hastada bulunan basillerde
muhtemelen dirençlilik yoktur. Aynı kombinasyonla tedavi
mümkündür. İlaçlar İsoniazid ve Rifampisindir. Süre 4 aydır.
Toplam tedavi süresi 6 aydır.11, 12
Kaynaklar:
1- Grosset JH:Bacteriology of tuberculosis. In: Tuberculosis. A
Comprehensive International Approach. Ed: Reichman L.B.,
Hershfield E.S.: 1993 Marcel Dekker, Inc. 49-74
2-Dutt AK, Stead W.:The treatment of tuberculosis. DM,Tuberculosis.
Part II. April 1997 43 (3) 247-274
3-Davidson PT, Le HQ: Drug treatment of tuberculosis-1992. Drugs,
1992, 43(5) : 651-673)
4-Mitchison DA:The action of antituberculosis drugs in short-course
chemotherapy. Tubercle 1985 (66) 219-225)
5-Treatment of tuberculosis and tuberculosis infection in adults
and children. American Thoracic Society. Am. J. Respir. Crit.
Care Med. (1994) ; 149. 1359-1374
6-Haas D.W., Des Prez R.M.: Current treatment and management.In:
Tuberculosis.Clinical Management and New Challenges. Ed: Rossman
M.D., MacGregor R.R.. 1995. McGraw-Hill, Inc.187-207
7-Monastersky R.: The rise of life on earth.National Geographic.1998,
193(3)54-81)
8-Telenti A. Genetics of drug resistance in tuberculosis.Clinics
in Chest Medicine. 1997: 18(1) 55-64
9-Iseman MD., Madsen LA.: Drug-resistant tuberculosis. Clin Ches
Med. 1989 :10 (3), 341-353
10-MMWR 1993,42,1-8
11-Treatment of Tuberculosis. Guidelines for National Programmes.
WHO 1993.(Updated and reprinted 1995)
12- Treatment of Tuberculosis. Guidelines for National
Programmes. WHO 1997